4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca, Mahkemece feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işçinin başvurusu üzerine işveren tarafından bir ay içinde işe başlatılmaz ise işçiye ödenmek üzere en az 4, en çok 8 aylık ücreti tutarında tazminatın belirlenmesi gerekir. Dairemizin yerleşik uygulaması gereği, iş güvencesi niteliğindeki bu tazminat işçinin kıdemi, fesih sebebi gibi olgular dikkate alınarak belirlenmelidir. Maddenin alt ve üst sınırları aşılamaz. Üst sınırın aşılmasının tek istisnası sendikal nedenle yapılan fesihlerdir. Dairemiz 6 ay ile 5 yıl arasında kıdemi olan işçi için 4, 5 yıl ile 15 yıl arasında kıdemi olan işçi için 5, 15 yıldan fazla kıdemi olan işçi için 6 aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatın belirlenmesini öngörmekte, fesih sebebine göre bu miktarlarda azami sınır olan 8 aya kadar belirleme yapılabilmektedir.Devamı...
TEK SEFERLİK ÜCRET GECİKMESİ HAKLI FESİH SEBEBİ
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında yapılan ... sözleşmesinde ücretin ödenme zamanı ile ilgili hüküm bulunmadığı, banka kayıtlarına göre davacının aylık ücretinin ayın ilk haftası içinde ödendiği, davacının 2019 yılı Nisan ayına ilişkin ücret ödemesinin ... sözleşmesinin feshedildiği 27.05.2019 tarihinde yapıldığı, Nisan ayı ücretinin geç ödenmesi nedeniyle davacının ... sözleşmesinin feshinde haklı olduğu, davalı tarafça dosyaya sunulan yıllık izin formlarının incelenmesi neticesinde davacıya kullandırıldığı ispat edilemeyen bakiye 46 gün yıllık izninin olduğu yönündeki İlk Derece Mahkemesi kararının da yerinde olduğu tespiti gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Devamı...
TAPU İPTALİ VE TESCİL DAVASI - DAVALILARA AİT TAPU KAYDININ İDARENİN SATIŞ İŞLEMİ NETİCESİNDE OLUŞTUĞU - DAYANAK İŞLEM İPTAL EDİLMEDİKÇE TAPU KAYDININ İPTALİ VE TESCİL İSTEMLİ DAVA AÇILAMAYACAĞI - KARARIN USUL VE KANUNA UYGUN OLDUĞU - HÜKMÜN ONANMASI
Davacılar eldeki davayı 6292 sayılı Kanun uyarınca yapılan satış işleminden sonra açtığına, davalılara ait tapu kaydı idarece yapılan satış işlemi neticesinde oluştuğuna, dayanak satış işlemi iptal edilmedikçe tapu kaydının iptali ve tescil istemli dava açılamayacağına göre yerel mahkemece ilgili gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Diğer yandan, terekeye temsilci atanmasından sonra tereke ortağı/ortaklarının davayı takip yetkisi ortadan kalkıp hükmü istinaf hakkı bulunmadığından davacılar vekilinin istinaf dilekçesinin reddi gerektiği...\" gerekçesiyle tereke temsilcisinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ... maddesi gereğince esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlık, kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazın muristen intikal hukuksal nedenine dayalı 6292 sayılı Kanun uyarınca yapılan tapuya kayıt işleminin miras hissesi oranında iptali ile adlarına tescili istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un ... maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un ... maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili ve tereke temsilcisinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.Devamı...
TAPU İPTALİ VE TESCİL DAVASI - DAVA KONUSU TAŞINMAZLARIN BABALARININ YAPMIŞ OLDUĞU TAKSİMAT SONUCUNDA DAVACIYA İSABET ETTİĞİ TAKSİMAT OLGUSUNUN DA İSPAT EDİLDİĞİ GEREKÇESİYLE DAVANIN KABULÜNE KARAR VERİLDİĞİ
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 04.03.2026 T. 2025/679 E. 2026/1692 K.Palu Asliye Hukuk Mahkemesinin kararıyla; ... hariç tüm dahili davalıların sunmuş oldukları dilekçelerdeki imzalı beyanları ve celselerdeki beyanları, 14.07.2023 tarihli celsede dinlenen tanık beyanları, mahalli bilirkişi beyanları ve alınan bilirkişi raporları dikkate alındığında vakıf mallarının zilyetlikle kazanımını yasaklayan ilk düzenleme olan 903 sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce davacı yararına imar-ihya ve zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu, vergi kayıtlarının dava konusu taşınmazlara uygulanamadığı, taşınmazların toprak tevzi çalışmaları sırasında bir kısmının tevzi çalışması kapsamında kalmış olsa da hiçbir kişi ya da kurum adına tapuyla tescil edilmediği ve tapulamasının yapılmadığı, bir kısmının ise tevzi paftası dışında kaldığı ve dahili davalılarca davaya konu taşınmazlara yönelik olarak hak iddiasında bulunmadıkları, taşınmazların davacıya ait olduğu yönünde beyanda bulundukları, dahili davalıların davacının kök murisinin mirasçıları olup beyanları dikkate alındığında dava konusu taşınmazların babalarının yapmış olduğu taksimat sonucunda davacıya isabet ettiği, taksimat olgusunun da ispat edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Devamı...
DAVACILARIN GEBELİK SÜRESİNCE YAPILAN TEDAVİ VE HASTANE MASRAFLARINA İLİŞKİN TALEBİNİN İSPATLANAMADIĞINDAN REDDİNE - TAZMİNATIN YASAL FAİZİ İLE MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE KARAR VERİLDİĞİ - HÜKMÜN ONANMASI
Davacıların gebelik süresince yapılan tedavi ve hastane masraflarına ilişkin talebinin ispatlanamadığından reddine, psikolojik tedavi giderilmesi ispatlanamadığından reddine, davacı ...'ın maddi tazminat talebinin reddine, 180,00TL cenaze giderinin 31.03.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti. ve davalı ... (...) ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara müştereken ve müteselsilen verilmesine, davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden maddi tazminat yönünden AAÜT uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 180,00TL vekalet ücretinin davalılar ... Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti ve davalı ... (...) ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara müştereken ve müteselsilen verilmesine, 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan yasal faizi ile birlikte ( ... Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti. ve davalı ... (...) ...)'den olay tarihi olan 31.08.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 31.08.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ... Ltd. Şti. ve davalı ... (...) ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine karar verilmiştir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun Yargı Taraf denetimine elverişli olduğu, Bölge Adliye Mahkemesince takdir edilen manevi tazminatın somut olayın özelliklerine uygun düştüğünün anlaşılmasına göre temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.Devamı...
DAVALININ VASIFLI İKRARDA BULUNDUĞUNU VE İSPAT YÜKÜNÜN DAVACIYA AİT OLDUĞU GÖZETİLEREK, TARAFLARIN DELİLLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE ULAŞILACAK SONUCA GÖRE KARAR VERİLMESİ GEREKİRKEN İSPAT YÜKÜNÜN DAVALIYA AİT OLDUĞU KABUL EDİLDİĞİ
Somut olayda; davalı paranın gönderildiğini kabul etmekteyse de, aralarındaki sözleşmenin taşınmazın ...'e değil ...'e satılması konusunda yapıldığını, paranın da ... adına gönderildiğini, dolayısıyla taşınmazın ...'e satılarak, gönderilen paranın satış bedeline sayıldığını ileri sürdüğüne göre, davalının ikrarı vasıflı ikrar niteliğinde olup, ispat yükü hala sözleşmenin ... adına yapıldığını paranın onun adına gönderildiğini iddia eden davacıya aittir. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; davalının vasıflı ikrarda bulunduğunu ve ispat yükünün davacıya ait olduğu gözetilerek, tarafların delillerinin değerlendirilmesi ve ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, ispat yükünün davalıya ait olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.Devamı...
Somut olayda, ... Vergi Mahkemesi'nin kararı ile uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevli olduğundan bahisle davanın görev yönünden reddine karar verildiği, kararın kesinleştiği, şikayetçinin başvurusu üzerine dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve Uyuşmazlık Mahkemesinin ilamı ile ... 2. İcra Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece şikayetin kabulüne dair kararının onanması gerekirken, maddi hataya dayalı olarak bozulduğu anlaşılmakla, mahkeme kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.Devamı...
KİRA BEDELİNİN TESPİTİ DAVASI - KİRA BEDELİNİN TESPİTİ DAVALARINDA FAZLAYA İLİŞKİN HAKLAR SAKLI TUTULAMAYACAĞI VE SAKLI TUTULAN BU HAKLA İLGİLİ OLARAK ISLAH TALEBİNDE BULUNULAMAYACAĞI - DİRENME KARARININ BOZULMASI
Davacılar vekili, davalı ile aralarında 01.02.2011 tarihinde başlayıp 01.02.2016 tarihinde sona erecek kira sözleşmenin 3. maddesine göre kira bedelinin 2011 yılı için 4.500,00TL olarak belirlendiğini, sonraki yıllarda kira bedelinin (ÜFE+TEFE)/2 oranında artırıldığını, sözleşmenin 3. maddesinin son fıkrasında, tarafların ilk üç yılın sonunda kira bedelinde yapılacak olan artışa ilişkin mutabakata varamazlar ise, kira bedeli artışının bilirkişi marifeti ile tespit ettirileceğinin düzenlendiğini, ancak davalının kira bedeli konusunda ortak mutabakata varılmaksızın 2014 yılı için 5.693,27TL ödeme yaptığını ileri sürerek taşınmazın kira bedelinin 17.02.2014 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 8.000,00TL olarak tespitine karar verilmesini talep etmiş, 12.02.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile de davayı brüt 8.000,00TL kira bedeli üzerinden açtıklarını belirterek kira bedelinin brüt 9.200,00TL olarak tespitine karar verilmesini istemiştir. Daha önce de belirtildiği gibi kira bedelinin tespiti davaları kendine özgü bir dava olup inşai davalar sonunda verilen kararlara yakın bir niteliktedir. Bu davalarda sadece ilgili kira döneminde geçerli olacak kira bedelinin tespiti istenir ve kira bedelinin tespiti davasının sınırlı bir konusu vardır. Dava sonucunda hâkim, ileriye yönelik olarak bir yıllık süre zarfında uygulanacak olan kira bedelini belirler ve kira sözleşmesinde yer alan kira bedeli, hâkim kararı ile değiştirilmiş olur. Davanın bu niteliği gereğince kira bedelinin tespitine ilişkin talep bölünemez ve kira bedeli davacı tarafından bir seferde açık ve net olarak istenilmesi gerekir. Diğer bir anlatımla kira bedelinin tespiti davalarında fazlaya ilişkin haklar saklı tutulamaz ve saklı tutulan bu hakla ilgili olarak ıslah talebinde bulunulamaz. Öte yandan kira bedelinin tespitine ilişkin talep dava dilekçesinde belirtilen döneme ilişkin olduğundan, ıslahla bedelin artırılması durumunda ise daha sonraki bir dönemi kapsayacak şekilde talepte bulunulmuş olur ve bu da kira bedelinin tespiti davalarının niteliğine aykırıdır. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Devamı...
Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin geçerli olup olmadığına ilişkindir. Arabuluculuk görüşmelerinin temelini oluşturan müzakere aşamasının somut olayda gerçek anlamda uygulanmadığı, bu durumda arabulucu tarafından arabuluculuk süreci ve sonuçları ile ilgili aydınlatma görevinin yerine getirildiğinin kabul edilemeyeceği, arabuluculukta temel amacın mevcut bir uyuşmazlığın müzakere edilerek çözülmesi olduğu, arabuluculuğun bu amaç dışına çıkılarak özellikle salt işçinin ileride dava açmasını engellemek amacıyla kullanılabilecek bir yöntem olmadığı, somut olayda, anlaşma tutanağı konusu alacak kalemlerinin işçi ve işveren arasında daha öncesinde müzakere edildiğinin de ispatlanamadığı, davalı işverence fesih işlemi ve buna ilişkin ödemelerin arabulucu aracılığıyla gerçekleştirildiği, bu hâliyle ihtiyari arabuluculuk sürecinin usul ve kanuna uygun yürütülmediği, İlk Derece Mahkemesince tutanağın geçersiz olduğu yönünde davanın kabulüne ilişkin kararın yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.Devamı...
LÜTUF ÖDEMESİ(EX GRATİA)
Bu durumda, poliçede teminat dışı kaldığı halde yapılan ödemenin lütuf (ex gratia) ödemesi olarak değerlendirilmesi gerektiği ve bu ödemenin davacı … şirketine sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak talep hakkı vermeyeceği dikkate alınmadan, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.Devamı...